Ramazan ayının habercisi olan bir berat kandilini daha hep birlikte idrak ediyoruz. Berat, Arapça berae/beraet kelimesinin Türkçeleşmiş şeklidir. Beraet kelimesi sözlükte, "kişinin borçtan, suç ve cezadan, hastalıktan, yükümlülükten kurtulması veya yükümlü olmaması" anlamlarına gelir. Bu sebeple, şaban ayının 15. gecesinde Müslümanların Allah’ın affı ve bağışlaması ile günah yüklerinden kurtulacakları ümidiyle, bu geceye Berat (Kurtuluş) Gecesi denilmiştir.
Peygamber efendimizin bu geceyle ilgili bir çok müjdesinden hareketle Berat gecesi, müslümanlarca mübarek bir gece olarak kabul edilmiş, bu gecenin diğer gecelerden farklı bir şekilde değerlendirilmesi ve bu gecede daha fazla ibadet ve taatta bulunularak ihya edilmesi adet halini almıştır.
Bu gece ile ilgili olarak Peygamber efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Allah Teâlâ, şâban ayının on beşinci gecesi dünya semasında -rahmetiyle- tecelli eder ve Kelb kabilesi koyunlarının kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar. Fakat bu gece, Allah müşriklerin, kin ve husumet besleyenlerin, yakınlarıyla münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların, anne ve babalarına karşı gelenlerin ve içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz." ( et-Tergîb ve't-Terhib, II, 118).
Bilindiği üzere kul hakkı, sahibine iâde edilmedikçe veya hak sahibi tarafından affedilmedikçe silinmez. Allah hakkı ise, işlenen günahtan dolayı pişmanlık duyup tövbe etmekle ve işlenen günahı bir daha işlememek üzere terk ile affedilebilir. Bu sebeple, hadis-i şerifte sıla-i rahimi tek etmek, ana babaya âsi olmak ve insanlara karşı böbürlenmek gibi genel olarak kul hakkına giren hususlar istisna tutulmuşlardır. Buna göre, haksız yere adam öldürme, başkasının ailesiyle zina etme ve hırsızlık gibi suçlar ve hadis-i şerifte affedilmeyecek günahlar arasında sayılmayan pek çok büyük günah vardır ki, bunlar her ne kadar burada zikredilmemiş olsalar bile, sadece tövbe ile affedilmeyecekleri konusunda bu hadisin kapsamına dahildirler. Şu halde vaktiyle bu günahları işlemiş olanların, söz konusu günahlarının affı için tövbe etmeleri yeterli olmayıp, ilaveten hak sahiplerinden helallik de dilemeleri de şarttır.
Bu gecenin kutsiyetini ifade eden başka bir rivayette ise, Peygamber efendimiz: "Şaban ayının ortasında gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve tan yeri ağarana kadar, ‘Yok mu benden af dileyen, onu affedeyim. Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim. Yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim. Yok mu şöyle, yok mu böyle...’ der"(İbn Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38).buyurmuştur.
Söz konusu rivayetleri ve peygamber efendimizin bu ayın on beşinci gecesine ayrı birönem vererek onu ihya ettiğine ilişkin diğer rivayetleri göz önüne alan İslâm bilginleri, bugeceyi namaz kılarak, Kur’an-ı Kerim okuyarak,tevbe, istiğfar ve duâ ederek geçirmenin sevaba ve günahların bağışlanmasına vesile olacağını ifade etmişlerdir. Kaynaklarımızda belirtildiği üzere Berat gecesine ait özelbir namaz yoktur. Duhan Suresinin başında Yüce Rabbimiz “Ha mim bu kitaba and olsun ki, biz onu mübârek bir gecedeindirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.Katımızdan bir emirle her hikmetli is o gecede ayırt edilir..." (Duhan 44/1-4) buyurmuştur. Bu ayetlerden anlaşıldığı üzere burada zikredilen gecenin, belirgin üç temel özelliğinin öne çıkarıldığını görmekteyiz.
Bunlar:
1- Bu geceninmübarek bir gece olması. Bu gecede Yüce Rabbimiz kullarına bol bol ihsanda bulunacağını ve tövbelerini kabul ederek günahlarını bağışlayacağını müjdelemiştir. Nitekim yukarıda zikri geçen rivayetler, bu gecenin biz kullariçin ne büyük bir anlam ifade ettiğini ortayakoymaktadır. 2- Bu gece son ilahi mesaj olan Kur'an-ıKerim'in, Hz. Peygamber'e indirilmeye başlandığı gecedir. 3- Bir yıl süreyle olacak hadiselerin, amellerin, rızıkların, ecellerin, hastalıklarınvs. karara bağlandığı ve ilgili meleklere teslimedildiği gecedir.
Allah’ın af ve mağfiretinin sağanaksağanak yağmur gibi üzerimize indiği bumübarek geceyi fırsat bilip; ibadet, taat, dua,tövbe ve niyaz ile geçirmeli; bu ilâhî ziyafettenyararlanmak için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Bu mübarek geceyi vesile ederekbaşta sirk (Allah’a ortak koşmak) olmak üzereyalan söylemek, haset etmek, kin ve düşmanlık beslemek, kibir ve gurur içinde olmak, içkive uyuşturucu kullanmak, zina etmek, akrabave komşularla ilişkiyi kesmek, ana-baba haklarına riayet etmemek gibi günahlar terk edilmelidir. Zira, bütün bu günahları işlemekte ısraredenler bilmelidirler ki, günahlarındaki ısrarlarının karşılığında Allah’ın af ve mağfiretinden
mahrum kalacaklar ve bu gecenin feyiz ve bereketinden yararlanamayacaklardır.Esasen zamanlar birdir. Ancak Cenab-ı Hak, kullarına bir lütuf olarak zamanların bazısını diğerzamanlara nispetle daha faziletli kılmıştır. Böylece onların ibadetlerini kat kat mükafatlandırmak, dua ve isteklerini kabul etmek, bağışlanmalarına imkan tanımak üzere bazı zamanlarıkendileri için bir fırsat olarak bahşetmiştir. Bunun içindir ki, Berat gecesinde doğan bu fırsatı değerlendirerek manevi hastalıklardan, kalplerimizi karartan günah kirlerinden arınmayaçalışmalıyız. Başta anne-babalarımız olmaküzere büyüklerimizin, akrabalarımızın, komşularımızın Berat Gecelerini tebrik etmeli, saygıve şefkatte kusur etmemeliyiz. Bu geceyi evinde eşi ve çocuklarıyla mutlu ve huzurlu bir ortamda geçirme fırsatı bulamayan hastalarımızıziyaret etmeli, fakirlere, öksüz ve yetimlere yardım elimizi uzatarak onları sevindirmeliyiz. Kazaya kalmış namazlarımız varsa bunları kazaederek, Kur'an-ı Kerim okuyarak, salavat-ı şerife getirerek, zikir ve tesbihatta bulunarak, işlediğimiz günahlardan dolayı tövbe edip onların affı için samimi gözyaşları dökerek bu geceyi ihya etmeliyiz.
Berat gecesinin milletimize ve bütün İslamalemine huzur ve mutluluklar getirmesini diler,bizleri sağlık ve afiyet içinde Ramazan ayına kavuşturmasını Yüce Allah'tan niyaz ederim.
Ali GÜLDEN
Nevşehir İl Müftü Yardımcısı