» MENÜ
 » Ana Sayfa
 » Müftülüğümüz
 » Müftülerimiz Albüm
 » Din Görevlilerimiz
 » Camilerimiz
 » Kuran Kurslarımız
 » Aile Bürosu
 » Faaliyetlerimiz
 » İlçelerimiz
 
» GENEL BİLGİLER
 » Web Kütüphanesi
 » Kur'an-ı Kerim
 » Hac ve Ümre Rehberi
 » Dini Günler
 » Aile
 » Mevzuat
 » Faydalı Linkler
 
» NAMAZ SAATLERİ
Nevşehir İçin Namaz Vakti
 
» YÖNETİCİ GİRİŞİ
Kullanıcı Adı :
Parola :
   
T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Nevşehir ili Merkez ilçesi
web sitesine hoşgeldiniz.
 » FAALİYETLERİMİZ
CEMAATE DEVAM ETMEYENLERİ UYARAN HADÎSİN TETKİKİ -4
  -  
4. BÖLÜM (18-24. SAHİFELER)
Hz. Peygamber’in parmaklarını birbirine geçirerek “Mü’min, mü’mine karşı bina gibidir. Birbirlerini sımsıkı tutarlar”[1] buyurması da aynı doğrultudadır. Bu birlik ve içeçelik ancak namaz ile mümkündür. Birliği bozmamak için bir yerde bir mescid varken cemaatle namaz orada kılınmalıdır. Böylece cemaatin bölünmesi engellenmiş olmaktadır. Hz. Peygamber devrinde müminlerin arasına ayrılık sokmak için münafıkların başka mescid yaptırmaları,[2] mescidin birleştiricilik işlevini aykırı bir yoldan itiraf anlamına gelmektedir.
Hz. Peygamber ve ashâbı, özel hayatlarında ne kadar sâde iseler toplumda da o kadar hareketli idiler. Buna göre Müslüman sürekli hareket halinde olmalıdır. İslâm’da hangi konuda olursa olsun olumsuz bir durum karşısında oturup bir kenarda beklemek hiçbir şeye müdahale etmeden pasif olarak durmak yoktur. Cemaatle namaz; toplumsal uyuşukluğu, tenbelliği engellemekte önemli bir etkendir. Namazı cemaatle kılan insanlar, daha kısa sürede tepki verirler. İncelediğimiz hadîste, Hz. Peygamber’in namaza başlayacakken, gelmeyenleri uyarmak için namazı kıldırdıktan sonra değil de o anda bırakıp gitmeyi içinden geçirmesi, gelmeyenlere sanki “Biz buradayız siz neredesiniz” demektir. Vakit geçtikten sonra değil, o anda orada bulunmak önemlidir.
İslâm toplumunda temel eylem cemaatle namaz kılmaktır. Hadîs, bu temel eylemden uzak kalmamak konusunda bir uyarıdır ya da tehdit, eylemden uzak kalmak isteyenlere yapılmış demektir. Çünkü cemaate gelmeyenler, orada bulunmayanlar, cemaat olmayı gerektiren başka eylemlere de katılmazlar. Cemaatle namaz, cemaat olarak yapılması gereken şeyler için bir alıştırmadır. “Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever”[3] âyetinde de belirtildiği gibi birlik içindeki insanlar Allah yolunda birlikte savaşır.
Öte yandan İslâm’da mescid, sadece namaza tahsis edilmemiş, eğitim ve öğretim başta olmak üzere önemli işlevlere sahip olmuştur. Hatta ibadet yerleri, daha önceki dinlerde de terbiye/eğitim yeridir. Hz. Meryem’in annesinin “Rabbim karnımdakiniazadlı bir kul (her türlü kayıttan uzak, hâlisâne)olarak sana adadım” duasında[4] geçen “azadlı kul” ifadesini İbn Abbas, mescide tahsis edilmiş, ona hizmet edecek azadlı kimse olarak tefsir etmiştir.[5] Hz. Peygamber de mescidi eğitim ve öğretim yeri olarak kullanmıştır.[6] Mescidde, dinin emir ve yasakları duyurularak[7] toplum bilgilendirilmiştir. Diğer yandan esirler veya borçlu ile ilgili işlerden,[8] hasta için mescidde çadır kurulmasına[9] kadar pekçok işin mescidde yapılması, mescidlerin sadece namaz ibadeti için kullanılmadığını, sosyal ve kültürel faaliyetler alanı olduğunu göstermektedir. Bu durum, daha sonraki dönemlerde külliyelerin oluşmasını sağlamıştır.
“Cemaat rahmettir, fırkalaşma azaptır"[10] hadîsinde de belirtildiği gibi cemaat olmakla toplumda rahmet ve bereket oluşur. Çünkü "Cemaatten yüz çevirenden Allah da yüz çevirir”[11] Aynı şekilde cemaatten ayrılmak, İslâm dışı olan akımlara kapılmayı kolaylaştırır. Ayrılık, fitneye ve bölünmeye kapı açar. Hz. Peygamber’in, Allah Teâlâ’nın, ümmeti dalâlet üzerinde birleştirmeyeceğini bildirmesi ve Allah'ın yardımının cemaat üzerinde olduğu[12] ifadesinden anlaşıldığına göre bölünmek, toplumda sapıklığa yol açmaktadır. “Cemaatten bir karış ayrılan kimse, câhiliye ölümüyle ölür"[13] hadîsi de burada zikredilebilir.
 
Sonuç
Namaz kılmayı, müslümanın özelliği olarak zikreden çok sayıda âyet ve hadîs bulunmaktadır. Meselâ, “Namazı kılın, müşriklerden olmayın”[14] âyeti, açıkça namaz kılmamayı müşriklerin fiillerinden biri olarak gösterir. Farz olan namazları erkeklerin muhakkak câmide kılmaları gerektiğine dair deliller bulunduğundan ezanı işitip de icabet etmemek,[15] cemaati terketmek[16] müslümanlara uygun olmayan daha çok münafıkların hallerine benzeyen bir tutum olarak gösterilmiştir. Bu çerçevede incelediğimiz hadîste Hz. Peygamber, cemaatle namaza katılmayanların olduğunu görünce ağır bir üslup kullanarak tepki göstermiş, bu duruma asla râzı olmayacağını açıkça belirtmiştir. Bu, Onun (s.a.), dînî meselelerde tâviz vermez tutumunun neticesidir. Böylece cemaatle namaz kılmamanın tabiî birşeymiş gibi anlaşılmasını engellemiştir. Beş vakit farz ve nafilelerle Müslümanın hayatının bir parçası durumuna gelen namaza, itina edilmesi gerektiğini yerleştirmiştir.
Hz. Peygamber’in kınamak, azarlamak, uyarmak anlamları taşıyan ve tehdide kadar varan bu ifadesi Onun (s.a.), tebliğ ve eğitim metodlarından biridir. Bu türlü davranmakla, cemaate devam etmeyenlerin kötü örnek olmasını önlemiştir. Aynı doğrultuda Hz. Peygamber’in yerine imam olarak bir kimseyi bırakıp cemaate gelmeyenlerin yanına gitmeyi aklından geçirmesine dikkat etmek gerekir. Namaz, cemaatle kılınmaya devam etmelidir. Namaz kıldırıp sonra gitmesi mümkün iken yerine birisini bırakıp gitmek istemekten bahsetmesi, konunun önemi ve âciliyetini göstermektedir. Aksayan durumlarda idareci konumunda olanların olayı görmezden gelmemesi gerekmektedir. Diğer yandan Hz. Peygamber’in cemaatle namazın terkine gösterdiği bu tepki, Onun (s.a.), sözü ve fiili arasındaki uyumun bir göstergesidir. Çünkü hazarda ve seferde kendisi hep cemaatin imamı olarak namazını eda etmiştir.
O (s.a.), dini hayata yerleştirme gayretinin sonucu olarak aksayan durumlarda tedbir almak zorundadır. Peygamberliğinin gereği, dini her yönüyle hayata geçirmeliydi. Nitekim vefatında herşeyi olması gerektiği biçimde bırakmıştır. Hz. Peygamber’in, cemaat halinde namaz kıldıkları bir sırada sahâbîlere son defa görünmesini, bu açıdan değerlendirmek mümkündür. Hz. Peygamber’in vefat ettiği gün namazı, Hz. Ebû Bekr kıldırıyordu. Sahâbîler saf saf namaza durduğunda Nebî (s.a.), odasının perdesini kaldırıp ayakta durarak onları seyretmeye başlamış. Yüzü mushaf yaprağı gibi parlıyormuş. Sonra tebessüm ederek gülmüş.[17] Hz. Peygamber’in bu sevinci, davasının gerçekleşip, elçilik görevinin tamamlanması sonucunda; ashâbın namazda biraraya gelerek uyum içinde olmalarından, dînî emirlerin özümsenip uygulandığını görmekten ve dinin kendisinden sonra da devam edeceğinin belirtilerini görmekten duyduğu memnuniyetti.[18] Hz. Peygamber’in hassasiyeti sonucunda namaz, müslüman olmanın tabiî ve ayrılmaz bir özelliği olarak kabul edilmiştir. Ashâb ve tâbiîlerin cemaate uymaya özel gayret gösterdiklerine dair pekçok rivâyet vardır.[19]
Beş vakit namazı cemaatle kılmanın üzerinde bu kadar durulmasının sebeplerinden biri, cemaatin dini muhafaza edeceği, cemaatten uzak kalındığında gaflete, dalâlete düşüleceğidir. İslâm’la bağdaşmayan anlayış ve davranışların, evlerin içine doluştuğu günümüzde müslümanlar tek başlarına kalmamalı ve diğer müslümanlarla bağlantı içinde olmalıdır. İşte cemaatle namaz, müslümanların birliğini sağlayan en temel unsurlardan biridir. Cemaatten kopukluk müslümanların dağılmasına sebep olur. Başka hiçbir sistemin başaramadığı sosyal meselelerin çözümü, cemaatle namaz ile başlar ve çözüme daha kolay ulaşılır. Burada herhangi bir kuruluş etrafında da insanların birlik olması, cemaatleşmesi akla gelebilir. Ancak bu kuruluşlar, toplumun bütün fertlerini kucaklayıcı olmaz. Kuruluşların gâyesine göre hitap ettikleri insanlar da değişir.
Kur’ân-ı Kerîm’de mescidleri imar edenler övülmektedir. Müslümanlar, câmilerin maddî imarına gösterdikleri özeni, etraflarındaki kimseleri cemaatle namaza teşvikte de göstermelidirler. Bu yolla da câmiler canlandırılmış, mâmur edilmiş olur. Cemaat arttıkça câminin topluma sağlayacağı faydalar da artar. Câmiler, namazı cemaatle kılmak için yapılmıştır. Onun için cemaat, câmide olmalıdır, evde veya işyerinde oluşturulan cemaatle namazdan, yeterli derecede fayda sağlanamaz. Cemaatle namaz kılmakla, ezana icabet etmiş olmak, vakti kaçırmamış olmak, mescide yürüme sevabı almak, kıraati güzelleştirmek, namazı daha düzgün kılmayı öğrenmek, komşularla kaynaşmak gibi pekçok olumlu sonuca ulaşılır.
Hz. Peygamber’in konuya gösterdiği hassasiyetin ne kadar yerinde olduğuna, günümüz İslâm toplumlarında yaşanan küresel dağınıklık bir başka açıdan tanıklık etmektedir.
 


[1] . Buhârî, Salat 87.
[2] . et-Tevbe (9), 107.
[3] . es-Saf (61), 4.
[4] . Âl-i İmrân (3), 35.
[5] . Buhârî, Salât 74.
[6] . Mescidde ilim halkalarının oluşturulduğu hakkında bk. Buhârî, Salât 84.
[7] . Buhârî, Salât 73.
[8] . Buhârî, Salât 75, 76.
[9] . Buhârî, Salât 77.
[10]. Ahmed b. Hanbel IV, 278, 375; İbn Ebî Âsım, Sünnet I, 44.
[11]. Muvatta, Selâm 4; Ahmed b. Hanbel V, 219; Buhârî, İlim 8; Salât 84; Müslim, Selâm 26; Tirmizî, İsti'zan 29.
[12]. Bk. Tirmizî, Fiten 7; Nesâî, Tahrim 6; İbn Ebî Âsım, a.g.e. I, 40.
[13] . Ahmed b. Hanbel I, 275, 297, 310; IV, 130, 202; V, 180, 344; Buhârî, Fiten 2; Ahkâm 4; Müslim, İmâre 53.
[14] . er-Rûm (30), 31.
[15] . Tirmizî, Salât 48.
[16] . Ebû Dâvûd, Salât 46.
[17] . Buhârî, Ezan 46; Müslim, Salât 98.
[18] . Ahmed Naîm, Tecrîd Tercemesi II, 651; İsmail L. Çakan, Örnek Kul Son Resul, s. 89-90, İstanbul, 2005.
[19]. Konuya şu örnekleri vermek mümkündür. Enes b. Mâlik, namaz kılındıktan sonra geldiği mescidde, ezan okuyup kâmet getirmiş ve cemaatle namaz kılmıştır. el-Esved b. Yezîd en-Nehâî, bir cemaati kaçırdığı zaman başka mescide gelirdi. Bk. Buhârî, Ezan 30.
                                                                                    SON
  -  
  -  
  -  

» DUYURULAR
05/09/2010 TARİHİNDE KADİR GECESİ - (TERAVİHTEN SONRA) İLİMİZ MERKEZ CAMİ KEBİR (KURŞUNLU) CAMİİNİN İHTİYAÇLARI İÇİN
31 Ağustos 2010 Salı
»
17/09/2010 TARİHİNDE YARDIMIN KONUSU : KOPARAN KUR'AN KURSU İÇİN
31 Ağustos 2010 Salı
»
HUTBE DUALARINI DİNLETME GRUP VE TARİHLERİ
19 Temmuz 2010 Pazartesi
»
» FAALİYETLERİMİZ
HUTBE DUALARINI DİNLETME GRUP VE TARİHLERİ
19 Temmuz 2010 Pazartesi
»
NEVŞEHİR İL MÜFTÜLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU
08 Mart 2010 Pazartesi
»
CEMAATE DEVAM ETMEYENLERİ UYARAN HADÎSİN TETKİKİ -4
11 Şubat 2010 Perşembe
»
 
 
T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Nevşehir İl Müftülüğü
Hükümet Konağı Kat 3 Nevşehir
Telefon: 0 (384) 213 39 99 • Fax: 0 (384) 212 77 50
e-mail: info@nevsehirmuftulugu.gov.tr