» MENÜ
 » Ana Sayfa
 » Müftülüğümüz
 » Müftülerimiz Albüm
 » Din Görevlilerimiz
 » Camilerimiz
 » Kuran Kurslarımız
 » Aile Bürosu
 » Faaliyetlerimiz
 » İlçelerimiz
 
» GENEL BİLGİLER
 » Web Kütüphanesi
 » Kur'an-ı Kerim
 » Hac ve Ümre Rehberi
 » Dini Günler
 » Aile
 » Mevzuat
 » Faydalı Linkler
 
» NAMAZ SAATLERİ
Nevşehir İçin Namaz Vakti
 
» YÖNETİCİ GİRİŞİ
Kullanıcı Adı :
Parola :
   
T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Nevşehir ili Merkez ilçesi
web sitesine hoşgeldiniz.
 » DİNİ GÜNLER
2010 YILI DİNİ GÜNLER LİSTESİ
01 Ocak 2010

MEVLİD KANDİLİ
25.02.2010
NEVŞEHİR İL MÜFTÜSÜ DR. SÜLEYMAN AKTAŞ’TAN
 MEVLİD KANDİLİ MESAJI
İl Müftüsü Dr. Süleyman AKTAŞ mesajında, 25 Şubat 2010 Perşembe günü kutlanacak olan Mevlid Kandili'nin İslam âleminin birlik ve dirliğine, insanlığın hidayet ve barışına vesile olmasını diledi.
Toplum ve insanlığın Allah'ı anlamaya, anlatmaya ve insanlığa hediye ettiği Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)'in sevgisiyle şekillenmeye muhtaç olduğunu ifade eden AKTAŞ, şunları kaydetti:
Âlemlere Rahmet olarak gönderilen; gönüller sultanı, yetimlerin, kimsesizlerin, sahipsizlerin, zayıfların hamisi, Peygamberler zincirinin son halkası, ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz’ in “Mevlid Kandili” mübarek olsun. 
Halen dünyamızda akan kan ve gözyaşının, savaşların, kin ve nefretin bitmesine, aramızdaki kardeşlik, dayanışma, sevgi ve merhamet bağlarımızın güçlenmesine vesile olmasını niyaz ediyor, bütün Nevşehir’ li hemşerilerimizin ülkemizde ve dünyada yaşayan bütün Müslümanların “Mevlid Kandilini” tebrik ediyorum.
Bütün Müslümanlara ve insanlık âlemine hayırlar getirmesini dualarımla; sağlık, afiyet, huzur ve mutluluklar diliyorum.
                                                            Dr. Süleyman AKTAŞ
                                                                                                                                                                            Nevşehir İl Müftüsü

REGAİP KANDİLİ
17/06/2010

Regaib Kandili, dini literatümüzde “ Üç aylar” olarak bilinen rahmeti, bereketi ve mağfireti bol olan feyizli bir maneviyat mevsimine girdiğimizin habercisidir.
Regaib, elde edilmesi arzu edilen değerler demektir. Bu mübarek gece, Yüce Allah kullarına bol bol rahmet ve mağfirette bulunduğu için bu adı almıştır.
Regaib, rağbet, birşeyi sevip dilemek, özlemek, üzerine çok düşkün olmak, yalvarıp niyaz etmek, alçak gönüllü olarak istemek, rağbet ve arzu ettirmek demektir. Regaib, rağbet olunan şey, vergi, hediye, bol atâ ihsan anlamına gelmektedir. Ragıb da talip, istekli, arzu eden manasınadır. Allah Resulünün hadislerinde regaib ve rağbet kelimeleri kullanılmıştır. Bu hadislerden bazılarını şöyle sıralıyabiliriz.
Resulü Ekrem (S.A.V.) konuşmalarında, hutbe ve vaazlarında ashabına Allah’ın kitabına rağbet ettirir, ona yönlendirirdi. Kitabullahtan sonra fiili davranışları olan sünnetine rağbet etmeyene kendi yolunda giden olarak bakmaz, sünnetinden yüzçevirenin kendinden olamıyacağını beyan ederdi.
(Müslim, Fedailu’s-sahabe, 36 – Buhari Nikah 1.4)
Sünnetin sözlü ifade şekilleri olan hadislerin insanlara ulaştırılması konusunda ashabını teşvik eder, onları bu işe rağbet ettirirdi. Ruhsat verilen şeylere rağbet etmeyip ondan yüzçevirene karşı gazaplanır, kendisinin herkesten daha fazla Allah’ı bilen ve ondan en çok korkan kimse olduğunu hatırlatırdı.
(Ebu Nuayım, Müstahrec ala, Sahih-i Müslim Beyrut 1996 – Müslim Fedail 128-6)

Ramazan gecelerini ihya etmeye, canla-malla Allah yolunda savaşmaya rağbet ettirirdi. Nikâha, evlenmeye rağbet ettirir, evlenmiyenin kendi yolunu terketme konumuna düşeceğini ifade ederdi.
Gece olupta yatağa yatılacağı zaman müminlerin Allah’a rağbet ederek, rızasını isteyerek, O’na dayanmalarını tavsiye eder, bu konuda ashabına dua öğretirdi.

(Buhari, Deavât 5, 6,8)
Resulü Ekrem (S.A.V.) müslümanları Allah’a iman etmeye, sonra da dosdoğru olmaya, namazı tam olarak kılmaya, zekatı vermeye, diğer amellere de aynı şekilde devam etmeye rağbet ettirirdi. Ashabının kimseye muhtaç olmamak için sırtında odun toplayıp onu satmaya, hiç kimseye el açmamaya teşvik eder, onları buna rağbet ettirirdi. Haram yememeye, haram içmememeye ve haram giymememeye teşvik eder, aksi takdirde duaların kabul edilmeyeceğini söylerdi. Müslümanın müslümana kanının, ırzının va malının haram olduğunu, ona zulmetmemesini, yardımsız bırakmamasını, hor görmememesini tavsiye ederdi. Müslümanın müslüman üzerinde haklarının olduğunu, karşılaştığı zaman ona selam venmesini, aksırdığında ona rahmet dilemesini, hastalandığında onu ziyaret etmesini, davet ettiği zaman davetine gitmesini, öldüğünde cenazesinde bulunmasını, kendisi için sevdeğini din kardeşi için de sevmesini, yokluğunuda ona karşı samimim davranmasını söyler, bunlara davet ettirirdi.
( Müslim, İman-62, Tirmizi Zühd, 61-32, Ebu Davut Salat, 145 - Buhari Zekat,50 – Müslim Zekat,65 – Müslim İyilik,32 – Tirmizi Edeb,1)
Yumuşak davranmaya, merhamet etmeye, bağışlamaya, iyilik etmeye, kardeşlerini güleryüzle karşılamaya, kovadan başkasının kovasına su boşaltmak da olsa iyilik yapmaya, sadaka vermeye geçimini üstlendiklerinden başlamaya, veren el olup, alan el olmamaya, müminlerin dünya sıkıntılarından birini gidermeye, kusurlarını ört bas etmeye, zor durumda olana kolaylık göstermeye, din kardeşinin yardımına koşmaya, ilim öğrenmek için yola çıkmaya, Allah’ın evlerinden birinde toplanıp, Allah’ın kitabını okumaya, onu anlamaya, zalim olsun, mazlum olsun din kardeşine yardım etmeye, iyiliklerin en üstününü yapmaya, ilişkiyi kesene gitmeye, vermeyene ihsanda bulunmaya, kötü konuşana cevap vermeden geçip gitmeye, Allah için alçak gönüllü olmaya, kalbin yumaşamasını sağlamak için fakire yemek yedirmeye, yetimin başını okşamaya, büyüğe saygı göstermeye, küçüğe merhamet etmeye, iyiliği emredip kötülüğü engellemeye, insanların arasını düzeltmeye, Allah’a ibadet edip ona hiç bir şeyi ortak koşmamaya, toptan Allah’ın ipine sarılmaya, iş başındaki idareci konumundaki kimselere nasihat etmeye, dedi-kodu yapmamaya, mal israf etmemeye, çok soru sormamaya rağbet ettirirdi.
(Buhari,edep,18-27 - Ebu Davud,edep,145 - Tirmizi iyilik,12/41 Buhari nafaka,2 - Müslim zekat,95 – Muvatta sadaka,12/47 - Ebu Davut edeb,58 – Buhari sulh,2 – Buhari borçlanma,19)

Kur’an-ı Kerimde üç ayların fazileti ile ilgili olarak Tevbe suresinin 36. Ayetinde “Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı oniki olup, bunlardan dördü haram aylarıdır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah’ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin. Ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsı, siz de onlara karşı topyekün savaşın ve bilinki Allah kötülüklerle sakınanlarla beraberdir.

Ayette işaret buyurulan haram aylar, zilkade, zilhicce, muharrem ve recep aylarıdır. Recep ayı öteden beri içerisinde savaş yapılması haram olan dört aydan birisidir. Böylece Allah’ın haram kıldığı hudutlara derin bir saygıdan samimi bir ibadete geçelmiş olacaktır. Şaban ve Ramazan ayları Recep ayını takip eden aylar olup, fazilet itibariyle Recepten daha faziletli aylar olarak Kur’an ve hadislerde işaret edilmiştir. Şaban ayı Kur’an-ı Kerimin (Beraet gecesinde) topluca dünya semasına indirildiği aydır. Ramazan ayı ise kadir gecesinde mübarek Kur’an’ın dünya semasından yeryüzü ve insanlık alamiyle tanışmaya başladığı aydır. Yüce Allah’ın ilahi mesajlarının kullarına ulaşmasının sağlandığı zaman dilimini içerisinde barındıran bu aylar Kur’an-ın bereketiyle bereketlenmiş ilahi mesajın kendilerinde gelmesiyle şereflenrmiş aylardır.
Bu izahattan anlıyoruz ki üç ayların başlangıcı olan Receb-i Şerifte bizleri ibadete alıştıran, teşvik eden; Şaban ve Ramazana hazırlayar mübarek bir aydır. Üç ayların başlangıcıdır.

Üç aylar; insanların geçmişin muhasebesini yaparak, geleceğe azim ve enerji dolu bir şevkle atılma fırsatı bulacakları, hata ve günahlardan temizlenip, hayırlı ve yararlı işlere yöneleceği bir zaman dilimidir.
Mübarek gün ve geçeler, yaratılış gayamizi düşünmemizi, yaratan ve yaratılanlarla olan münasebetlerimizi gözden geçirmemiz için bulunmaz fırsatlardır. Milletimizin “Kandil” olarak adlandırdığı bu geceler, yüreklerimizi ve geleceğimizi aydınlatan ışıklardır. Kendimizi denetleme ve değerlendirmenin, bir beşer olarak ilahi kudret karşısındaki acziyetimizin şuurunda olarak, taat, ibadet ve şükürlerimizi artarmanın bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp, geleceğe hazırlıklı olmanın vesilesidir.
Kur’an-ı Kerimde İnşirah suresi 7. Ayette “O halde boş kaldın mı, yine kalk yorul” buyrulmaktadır. Her müslüman bu ayatte gösterilen hedefe kilitlenmelidir. Adeta çalışmaktan, ibadetten yorulmak ve usanmak kelimelerini hayatından çıkarmalıdır. Yani iş bitti diye rahata düşüp kalarak rehavete kapılmamalıdır. Kolaylık, tembelliğe sevketmemeli, çalışmaya teşvik edici olmalıdır. Bir işi, bir hizmeti bitirdiği zaman ikinci bir hizmete hamle yapma hazırlığı içerisinde olmalıdır. Planladığı hizmetler bitmişse; yeni hizmet planlarının ve projelerinin hazırlığına geçilmelidir. Artık iş bitmiştir, görev bitmiştir, çalışma bitmiştir, ibadet bitmiştir gibi bir düşünceye kapılarak rehavet ve tembelliğe yönelmekten uzak durulmalıdır. Farz ibadet bittiyse, nafile ibadet yapılmalı, namaz bittiyse duaya geçilmeli, farz olan zekat verilmişse sadaka verilmeli, ağır ve zor işler bitmişse kolay olanıyla devam edilmelidir.

Netice olarak regaib gecesinin bize vermiş olduğu mesaj nedir denilirse; sakın üzerime düşen hizmeti görevi bitirdim. Artık işin sonuna geldim. Yaşlandım, yoruldum, usandım, bıktım, ilimde zirveye çıktım, ibadette yeteri kadar yaptım, teknik ve sanatta zirveye çıktım gibi düşünce ve davranışlardan uzak; her gün yeni bir azim ve hamleyle taze bir gayretle çalışmaya, araştırmaya, insanlık alemine hizmete, ibadete devam et. Aksi takdirde bu düşüncelere kapılırsan sonun büyük bir hüsranla neticelenir denilmektedir.
Regaib kandilinin, Nevşehirli hemşerilerimizin, Aziz Milletimizin ve bütün İslam Aleminin birlik ve beraberliğine, insanlık aleminin barış ve huzuruna vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Bütün müslümanların Reagib kandili tebrik eder, bu gece vesilesiyle selam, saygı ve dualarımı arz ediyorum.


Dr. Süleyman AKTAŞ
Nevşehir İl Müftüsü


MİRAÇ KANDİLİ
08/17/2010
MİRAÇ KANDİLİ

BERAT KANDİLİ
26/07/2010
BERAT KANDİLİ

RAMAZAN BAŞLANGICI
11/08/2010
RAMAZAN BAŞLANGICI

KADİR GECESİ
05/09/2010
KADİR GECESİ

RAMAZAN BAŞRAMI
09/09/2010

RAMAZAN BAYRAMI

09-10-11 EYLÜL 2010


KURBAN BAYRAMI
16/11/2010

KURBAN BAYRAMI

16-17-18-19 KASIM 2010


HİCRİ YILBAŞI
07/12/2010
HİCRİ YILBAŞI

AŞURE GÜNÜ
16/12/2010
AŞURE GÜNÜ

» DUYURULAR
05/09/2010 TARİHİNDE KADİR GECESİ - (TERAVİHTEN SONRA) İLİMİZ MERKEZ CAMİ KEBİR (KURŞUNLU) CAMİİNİN İHTİYAÇLARI İÇİN
31 Ağustos 2010 Salı
»
17/09/2010 TARİHİNDE YARDIMIN KONUSU : KOPARAN KUR'AN KURSU İÇİN
31 Ağustos 2010 Salı
»
HUTBE DUALARINI DİNLETME GRUP VE TARİHLERİ
19 Temmuz 2010 Pazartesi
»
» FAALİYETLERİMİZ
HUTBE DUALARINI DİNLETME GRUP VE TARİHLERİ
19 Temmuz 2010 Pazartesi
»
NEVŞEHİR İL MÜFTÜLÜĞÜ HİZMET STANDARTLARI TABLOSU
08 Mart 2010 Pazartesi
»
CEMAATE DEVAM ETMEYENLERİ UYARAN HADÎSİN TETKİKİ -4
11 Şubat 2010 Perşembe
»
 
 
T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Nevşehir İl Müftülüğü
Hükümet Konağı Kat 3 Nevşehir
Telefon: 0 (384) 213 39 99 • Fax: 0 (384) 212 77 50
e-mail: info@nevsehirmuftulugu.gov.tr